19 Kasım 2012 Pazartesi

Sabır...

Sabret...
Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun..
Sabret ki her şey gönlünce olsun...
Dertten kavrulsa da ciğerin, kurumuş bir dala dönsen de sabret!..
sabret ki kim bilir belki de huzurda yeşereceksin..
Sabret ki o zor günde meleklerin dualarına dahil edilesin..
Sabret ki Hakkın Rahmetine kavuşacağın an,
sevgi seliyle, Yar in nazarıyla, Rasulün şefaatiyle karşılanasın..
Bu yalan dünyanın dikenleri batsa da canına aldırma sabret,
katlan ki ebedii mekanın gül bahçeleriyle dolsun..
hangi dertten yakınıyorsan yine de sabret,
sabret ki O En büyük Merhamet sahibi ellerinden tutsun...
Hz. Mevlana
Bugün Mevlana hazretlerinin bu cümlelerini okudum, ne güzel demiş değil mi? Sabır o kadar zor bir mevzu ki herkes kaldıramaz o ağır yükü. Ama Rabbim bana o kadar çok vermiş ki 'Sabır' denen o nimetten, ne kadar şükretsem azdır.
Dayanılması güç... için içini yer fakat her gecenin ardından nasıl tekrar gün doğuyorsa her derdin ardından da bir ışık aydınlatır hayatını... ne kadar da güzeldir değil mi o doğan güneşi izlemek?! Oysa gün batımını da ne kadar zevkle izleriz halbuki arkasından uzun bir karanlık çöker... Bile bile izleriz güneşin ufuklardan yok olup gidişini.. Ama biliyoruz ki ardından gün tekrar doğacak... 
Bizim dert diye yandıklarımız da böyledir.. belki bile bile düşeriz içerisine.. belki de bir bakarsın ki senin doğru bulduğun her neyse seni o derdin içerisine sürüklüyormuş ama farkına karanlık çöküp güneş çoktan batmış olunca varıyor insan... 
İşte sıkıntılara karşı ancak sabır ve tefekkür ile güneşin doğuşunu beklemek gerekir... 
Yoruldum diyorsun... Ama Rabbimiz kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez, bunu da unutmamalıyız...
Ben her gün güneşin doğmasını bekliyorum... ve yutkunuyorum... gözlerimi semaya kaldırıp gökyüzündeki yıldızları sayarak karanlığın aydınlığa dönüşmesini bekliyorum... 
Elbette Güneş doğacak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder